|
Hayal etmekle başlar her şey...
Hayal etmekle başlar her şey...
ANKARA’NIN DERELERİ GERİ GELECEK Mİ? Timur Özkan Kavaklıdere, İmrahor Deresi, Dikmen Deresi, İncesu, Çubuk Çayı, Hatip Çayı (Bent Deresi), Ankara Çayı... Bir zamanlar Ankara’nın dereleri saymakla bitmezmiş. Eski fotoğraflarda gördüğümüz derelerin bugün hiçbiri yok, kalanlar ise bir atık su kanalına dönüştüğü için Ankara’nın günlük yaşamında yer bulamıyor. Halbuki 1932 yılında Ankara’nın imar planını hazırlayan Alman şehirci Jansen’in, Ankara Kalesi eteklerinde bir plaj planladığı biliniyor. Bir zamanlar diğerlerine göre daha temiz olduğu için kenarında topluca çamaşır yıkandığı İncesu’nun veya askerlerin uğurlandığı, Hac’dan gelenlerin karşılandığı Akköprü’nün altından akan Ankara Çayı’nın Ankara’nın sosyal yaşamındaki yerleri ne kadar da önemliymiş. Bir diğer örnek Çubuk Çayı’ndan verişebilir; Hacı bayram Veli’nin köyü Solfasol’dan geçtiği için kutsal kabul edilen Çubuk Çayı’na dilek kağıtları bırakılırmış. Bugün değişen yaşam standartlarımı za bağlı olarak bu gelenekler anlamını yitirdi ama içinden nehir geçen tüm kentler gibi, kenarında nefes alabileceğimiz, sandallarda gezerken balık tutabileceğimiz derelerin Ankara’ya en azından estetik açıdan çok yakışacağı kesin. Bu bir hayal mi? İlk güzel haberi, 26 Ekim 2009 tarihinde Haber Türk gazetesinin Ankara ekinde okuduk. Keçiören Belediye Başkanı Mustafa Ak, Ankara Çayı’nın, içinde balıkların yüzdüğü, üzerinde sandalların gezdiği ve çevresinde dinlenme yerlerinin bulunacağı bir proje üzerinde çalıştıklarını ve Porsuk’u örnek alacaklarını söylüyordu. Bu konuda Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin deneyimlerinden yaralanmak istediklerini de ekleyen Başkan Ak, projeyi birinci başkanlık döneminin sonuna yetiştirmeyi hedefliyor.. . Bir ay sonra bu konuda ikinci bir güzel haber daha geldi. Bugünkü Hürriyet’in Ankara ekinde, bu defa Çankaya Belediye Başkanı Bülent Tanık, Anadolu Ajansı muhabirine Eymir’den Türközü’ne kadar gölleri ve dereleri birleştirerek bir suyolu oluşturmayı planladıklarını açıklamış. Başkan Tanık, Keçiören Belediyesi’nin projesini öğrendiğinde çok heyecanlandığını ve sevindiğini de belirtiyor ve ekliyor; “hayal etmeye başladık bile”... Evet, bir hayalle başlar her şey... İki ilçe belediyesinin konuyu sahiplenmesi kadar bizi umutlandıran bir ayrıntı da şu oldu. Keçiören başkanı, hiçbir komplekse kapılmadan Eskişehir deneyimini överek Porsuk projesini örnek alacağını söylerken, Çankaya başkanı da aynı şekilde Keçiören’in Ankara Çayı’nı kurtarma projesini destekliyor. Ankara’nın derelerinin hepsini kurtarmak için artık çok geç ama Ankara Çayı kurtarılabilir, Başlangıç olarak Etlik, Eski Garajlar’ın yanındaki köprüden başlayan ve Varlık Mahallesi’ndeki Akköprü’den devam ederek Atatürk Orman Çiftliği içinde kalan bölümün, Eskişehir’deki gibi yer yer setlerle desteklenerek su tutulması mümkün. Fakat mutlaka, denetimsiz atık suların engellenmesi veya ciddi olarak arıtıldıktan sonra çaya akıtılması gerekiyor. Etrafının düzenlenmesi ise işin en kolay kısmı... Yeter ki istensin, bunlar olmayacak şeyler değil... Öte yandan bu iş öncelikle Büyükşehir’in görevi olsa gerek. Ankara en büyük ödülünü, bu hayali gerçeğe dönüştürdüğü yani kaybettiği derelerini kurtardığı zaman alacak ve kendi hemşerilerinden alacağı gönül ödülü bütün Avrupa ödüllerden daha büyük olacak... Timur Özkan - İNCESU: İmrahor Vadisi’nden doğuyor ve Kolej - Abdi İpekçi Parkı - Atatürk Bulvarı - Ulus yoluyla Hipodrom civarında Hatip Çayı’na katılıyor. - HATİP ÇAYI: Kalecik’deki İdris Dağı’ndan başlıyor ve Lalahan – Kayaş - Mamak - Hatip Çayırı - Altındağ’dan sonra önce İncesu’yu alıyor, daha sonra Çubuk Çayı’na katılıyor. (Ankara Kalesi ve Hıdırlık Tepesi arası BENT DERESİ olarak bilinir) - ÇUBUK ÇAYI: Çubuk’taki Aydos Dağı’ndan doğuyor, Solfasol’dan geçerek Selçuklu eseri Akköprü’den sonra Hatip-İncesu ile birleşiyor ve ANKARA ÇAYI adını alarak AOÇ’de gördüğümüz son Ankara deresini oluşturuyor... YORUM YAZIN! FOTOGEZGİNLERİN SÜRPRİZLERİNDEN KAZANIN...
|
![]()
|
|||||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||||||