Bu yazımızı okurken, özel müziğini de dinlemenizi tavsiye ederiz… 

Ses Klibi: Bu ses klibini oynatabilmek için Adobe Flash Player (Version 9 veya üzeri) gereklidir. Güncel versionu indirmek için buraya tıkla Ayrıca tarayıcında JavaScript açık olmalıdır.

Oğuz Savaş UYSAL

Ali Adnan AKGÜNDÜZ

Kanyona Alanya Gazipaşa yolundan denizi ve plajları izleyerek gittik. Demirtaş mevkiine geldiğimizdeyse ana yoldan içeriye saptık. Şimdi deniz ve kum gitmiş adeta yemyeşil bir cennette ilerliyorduk. Kanyonun merkeze uzaklığı kırk km fakat denize ve yeşile kendimizi kaptırdığımızdan yolun nasıl bittiğini bizde fark etmedik. Tam tepeye çıktığımızda yemyeşil manzarasıyla Sapadere vadisi üzeri dumanlı dağlarıyla adeta bize merhaba diyordu…

Sapadere köyü şirin bir Anadolu köyü fakat biraz dağınık yerleşim var. Kime sorarsanız sorun piknik alanının yerini tarif ederken aynı şeyi söylerler onun için köye girdiğinizde kimseye bir şey sormanıza gerek yok. Arabanızı dümdüz sürün sizi caminin önündeki piknik alanına çıkarıyor.

Piknik alanları ıslah edilmiş derenin iki yanına yapılmış. Dere boyunca birçok çardak bulunmakta. Su sesinin kuş sesine karıştığı bu doğal atmosferde kendinizi çok farklı duygular içerisinde hissediyorsunuz. Dere kenarındaki çardağınıza yaslanıp karşınızdaki Yörük çadırını izlemeye başladığınızda, devesiyle beraber oradan geçmekte olan amcanın yüzündeki tebessüm size de bu karenin bir parçasıymışsınız hissini veriyor.

Hemen dere kenarında bulunan ahşap restaurantta yemeğinizi yiyebileceğiniz gibi çardağınıza da servis yapıyorlar. Her şey karenin bir parçasıymışçasına doğal ortamda üretilmiş. Hatta balığınızı bile lokantanın yanındaki küçük alabalık havuzundan kendiniz seçebiliyorsunuz.

Piknik alanlarının az ilerisinde küçük bir pazar yeri bulunuyor. Köylülerin el işi göz nuru işlemelerini sergiledikleri bu alanda o kadar farklı güzelliklerle karşılaşıyorsunuz ki Anadolu kadınının yaratıcılığına ve zekâsına bir kez daha hayran kalıyorsunuz.

Kanyon piknik alanından dört km daha yukarıda. Yol yapımı devam ettiği için biraz dikkatli olmak gerekiyor. Tam tepeyi aştığımızda karşımızdaki dağın oluşturmuş olduğu manzara adeta bizleri büyülüyordu. Cd de çalan Chiristian Adam şarkısı manzarayla birleşince bizleri alıp yıllar öncesinin siyah beyaz filmlerine götürüyordu adeta. Birçok insanın yaptığı gibi bizde arabamızı kenara çekip bu anı ölümsüzleştirmek için makinelerimizin deklanşörlerine basıyoruz.

Kanyon alanı da çok güzel düzenlenmiş. Küçükte bir kır gazinosu var hemen girişte. Kanyon ülkemizin en uzun yürüyüş yoluna sahip olma özelliğini taşıyor. Yürüyüş alanına girmemizle beraber müthiş bir su sesi bizlere merhaba diyor. Su sesi ve kanyonun fazla geniş olmaması içimizde bir ürperti oluşturdu. Başımızı gökyüzüne çevirdiğimizdeyse dağların arasından görünen gökyüzünün bize bu kadar yakın bir o kadarda uzak olduğunun farkına bir kez daha varıyoruz. Çocukluğumuzdaki gibi yola uzanıp kısa bir anda olsa gökyüzünü izliyoruz. Kalbimiz kıpır kıpır oluyor tıpkı çocukluğumuzdaki gibi.

Sunun akım şiddeti ile o kadar farklı şekiller oluşmuş ki kayalarda her birini incelemekten kendinizi alamıyorsunuz. Beni en çok etkileyen bir ağaç oldu. İçi tamamen su ile aşınmış olan ağaç zamanın ve doğanın acımasızlığına inat hala yemyeşil ayakta duruyor. İnipte ağacın içerisinden geçiyoruz. Kenarlarında kalan küçücük bağlantılarıyla hayata öylesine tutunmuş ki… Ağacın yaşama azmine hayran olmamak elde değil

Kanyon içerisinde yer yer doğal havuzlar bulunuyor. Buralara inişler de yapılmış fakat suya elimizi değdirdiğimizde yüzmekten vazgeçtik. Sanırım en güzeli suya dokunmadan direkt atlamaktı. Yoksa suya dokunup da yüzmekten vazgeçenlerin sayısı yüzmeye karar verenlerden daha fazla oluyor

Kanyon içerisinde ayrıca küçük bir şelalede bulunuyor. Bir kayanın iki yanından akan su o kadar hızlı akıyor ki fotoğraflarda bile sanki makineyi sallamışız gibi bir izlenim yaratıyor. Burada da doğal bir havuz bulunuyor ve havuza iniş merdivenleri de mevcut. Tabi bu soğuk suda yüzmeye cesaret edebilirseniz.

Bu güzelliğin bitmesini hiç istemesek de karşımıza çıkan bir şelaleyle son buluyor. İnişte en az çıkış kadar etkileyici oluyor. Sunun yüzyıllardır kayalarda aşınmayla oluşturmuş olduğu farklı şekiller yüksekliğin yarattığı farklı atmosfer ve su sesi çıkarken gördüklerinizden çok daha farklı güzellikler sunuyor sizlere…

Akşam gün batımıyla Sapadere’den ayrılırken her adımda biraz daha geride kalan bu güzelliğin bir gün yine sizi buraya çekeceğini herkes gibi sizde tüm kalbinizle hissediyorsunuz….

Kanyon Alanya Kaymakamlığının büyük destekleri sonucunda açılmış önemli bir alternatif turizm merkezi. Dim barajının su toplamaya başlaması ile çevredeki en önemli alternatif turizm merkezi olan Dim Çayının cazibesini yitireceği göz önüne alındığında kanyon daha bir önem kazanıyor.