Bu yazımızı okurken, özel müziğini de açmanızı tavsiye ederiz… 

Ses Klibi: Bu ses klibini oynatabilmek için Adobe Flash Player (Version 9 veya üzeri) gereklidir. Güncel versionu indirmek için buraya tıkla Ayrıca tarayıcında JavaScript açık olmalıdır.

Timur ÖZKAN

Timur ÖZKAN

Hint Okyanusu’nda, 1964 yılında birleştiği Tanzanya Cumhuriyeti’ne bağlı özerk bir ada devlet olan Zanzibar’ın adı “Zenci Adası” demek olan Zengibar’dan geliyor. Zanzibar, Afrika, Avrupa, Arap ve Hint kültürlerinin birleştiği özgün bir ada, geçmişte baharat ve köle ticaretinin merkezi olmuş ve bir dönem de Umman’a başkentlik yapmış. Kuzeyindeki Pemba ile Unguja adı verilen iki adadan oluşan Zanzibar “Baharat Adaları” olarak anılıyor.

Farklı kültürlerin izlerini taşıyan ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan başkent Stone Town, genellikle Zanzibar olarak anılan Unguja Adası’nın batısında yer alıyor. Stone Town’un eski merkezi liman çevresinde oluşmuş. Tarihi merkezin görülecek yerleri de bu bölgede bulunuyor ve yürüyerek gezilebiliyor. Adanın en dikkat çekici binası limanın çıkışında karşımıza çıkan Stone Town Kültür Merkezi. Ağa Han Vakfı tarafından restore edilerek kültür merkezi haline getirilen bina zamanında Hintli bir tüccar tarafından ev olarak yaptırılmış. Yakın zamana kadar adaya egemen olan Umman Sultanı’nın konutu olan ve bugün oldukça bakımsız bir durumda bulunan Saray Müzesi ise, bağımsızlık dönemindeki yağmadan kurtulan az sayıdaki sultanlık eşyasına ev sahipliği yapıyor.

Müzenin yanında Zanzibar’ın bir başka ilginç yapısı yer alıyor. Her nedense Harikalar Evi olarak adlandırılan Beit el Ajaib (Acayiplikler Evi); 1800’lü yıllarda sultanın kabulleri için yapılmış gösterişli bina. Şimdi çalışmıyor olsa da zamanında adanın tek asansörü bu binada kullanılmış. İçinde dow adı verilen bir yelkenlinin ve çeşitli etnoğrafik eserlerin sergilendiği binanın geniş balkonlarından güzel bir okyanus manzarası izlenebiliyor. Zanzibar’da müze meraklıları için asıl iki adres, tarihi merkezin güneyindeki Museum Road’da bulunan Ulusal Tarih ve Barış müzeleri olabilir.

Böylece adadaki en önemli iki sultanlık mirasını gördükten sonra yine sahilde bulunan Forodhani Park ile parkın gerisindeki Arap Kalesi’ne geliyoruz. Forodhani Park, gündüzleri sıradan bir yeşil alan iken geceleri bambaşka bir kimliğe bürünüyor. Marakeş’in ünlü Cemaat ül Fena’sı gibi burada da hava karardıktan sonra kurulan ve yerel halk kadar adaya gelen turistlerin de tercih ettiği seyyar lokantalarda, başta deniz ürünleri olmak üzere her çeşit yemek hazırlanıyor ve satışa sunuluyor. Burası Zanzibar’ın otantik havasının en fazla yaşandığı ortam, böyle ortamlara ilgi duyanlar için diğer bir önerimiz tarihi merkezin biraz kuzeydeki balık hali olacaktır. Her sabah çok erken saatlerde, Hint Okyanusu’nun birbirinden ilginç deniz ürünlerini kapışan kadınlı erkekli ada halkını izlemek ve izin verdikleri ölçüde fotoğraflarını çekmek Zanzibar’daki en renkli anlarımızdan biri oluyor.

Forodhani Park’tan sonra biraz daha yürüyerek ulaştığımız Shangani, kentin tarihi merkezinin en ucunda, günbatımının en güzel izlenebildiği restoran ve kafelerin bulunduğu yer. Stone Town’un en karakteristik yerleri iç sokakları, düzenli bir planı olmayan dar sokaklar bazen küçük bir meydana açılıyor bazen çıkmaz bir sokağa dönüşüyor. Evlerin çoğunluğunun turistlere yönelik dükkânlara dönüştüğü bu sokaklarda dolaşırken en çok usta işi oyma motifli ahşap kapılar dikkatimizi çekiyor. Üzerlerindeki iri pirinç çıkıntılar, birinin yüklenip zorla açmasını engellemek için yapılmış.

Kentin iç kesimlerinde dolaşırken karşımıza çıkan Zanzibar Gallery, bu adada doğan Queen’in efsanevi solisti Freddie Mercury’nin evi olarak tanınıyor. İran Azerisi kökenli bir ailenin çocuğu ve asıl adı Faruk Bulsara olan Mercury, o zamanlar İngiliz kolonisi olan Zanzibar’da, şimdi turistik mağaza haline getirilen bu evde doğmuş.

Stone Town sokaklarındaki son ziyaretimizi Anglikan Katedrali’ne yapıyoruz. Bir zamanlar köle pazarı olarak kullanılan yerde inşa edilen katedralin bahçesinde köle ticaretinin anısına bir anıt ve yine o günlerin hatırlatıldığı küçük bir müze yapılmış. 1873’de zamanın Zanzibar Sultanı tarafından yasaklanana kadar buradaki açık hava pazarında Afrika’nın doğu ve orta kesimlerinden getirilen kadın, erkek ve çocuk köleler alınıp satılıyormuş. Bu köleleri buradan Amerika kıtasına götüren köle tacirleri tarafından, Amerika’dan İngiltere’ye şeker, içki, tütün ve pamuk oradan da tekrar Afrika’ya demir, ateşli silahlar ve kumaş getirdikleri üçgen bir rota izleniyormuş.

Stone Town’daki gezimizi tamamladıktan sonra biraz da adanın türkuaz denizi ve beyaz kumsallarıyla meşhur plajlarını görelim diyenler için rota ya adanın her tarfına yayılan dalış okullarından biri ya da kuzeydeki Nungwi, doğudaki Paja ve güneydeki Kizimkazi köylerinden biri olabilir. Zanzibar’ın bir diğer popüler günübirlik etkinliği ise Baharat Turları; karabiberden tarçına, kininden karanfile kadar adada yetiştirilen çeşitli baharatların ve bunların yanı sıra hindistancevizinin ve kırmızı muzların yetiştirildiği bahçelerin gezildiği, öğle yemeğinin bu bahçelerde ikram edildiği turun sonunda denize de girilebiliyor.

Her yünüyle özgün bu tatil adasının tek olumsuz yanı, Kenya ve Tanzanya’ya özgü bir problem olan ayakçılar. Adaya ayak bastığımız anda yanımıza takılan ve ısrarla komisyon alacakları bir otele götürmeye çalışan bu yerlilere karşı hazırlıklı olmakta fayda var. Bu yoğun “ilgi”ye karşı hemen bir tepki göstermek yerine soğukkanlı davranılırsa biraz “bunalma”nın haricinde bir sorun çıkmıyor üstelik sonuçta; yer bulamayıp onların götürdüğü otellere razı olmak zorunda kalınabiliyor.

Tanzanya kıyılarına 36 km uzaklıktaki Stone Town’a, Tanzanya’nın eski başkenti Dar es Selam’dan iki saatlik bir deniz otobüsü veya bir saatlik uçak yolculuğuyla gelinebiliyor. Tabii, Kahire, Nairobi gibi diğer yakın merkezlerden ve hatta bazı Avrupa kentlerinden de doğrudan uçak seferleri düzenleniyor. Zanzibar özerk bir cumhuriyet olmakla birlikte adaya girişte ve çıkışta pasaport kontrolü uygulanıyor. Zanzibar’da ülke içindeki ülke izlenimi veren bu uygulama başta şaşırtıcı gelse de, adada geçen dört günün sonunda normal görünüyor. Zira coğrafik olduğu kadar kültürel açıdan da anakara Tanzanya’sından çok farklı bir ada Zanzibar ve ilerde bir gün bağımsızlığını ilan ederse hiç şaşırmamak gerek…