Bu yazımızı okurken, özel müziğini de dinlemenizi tavsiye ederiz… 

Ses Klibi: Bu ses klibini oynatabilmek için Adobe Flash Player (Version 9 veya üzeri) gereklidir. Güncel versionu indirmek için buraya tıkla Ayrıca tarayıcında JavaScript açık olmalıdır.

Fatih KOCA

Fatih KOCA

Brüksel ile Brüj arası. Yani biraz Brüj, biraz Brüksel. Brüksel’in büyükşehir havası, Brüj’un ortaçağ esintileri. Bir nevi ikisinin karması. Bu nedenle, Belçika’da eğer sadece bir şehir görülecekse bu Gent olmalı. Ah! Bir de o Orta Çağ esintilerinin doğal olmadığını öğrenmese insan.

Beyaz bir yalan Gent Şehri! Çünkü 20. Yüzyılın başlarında kazanmış Orta Çağ görünümünü. 1913 yılında Gent’te yapılan Dünya Fuarı (Expo) öncesi, şehrin önde gelenleri düşünmüş taşınmış -galiba biraz da ezeli rakipleri komşu Brüj’ı kıskanmış- ve bu şehri yıkalım, yenisini yapalım demişler. Yok yok yenisi de olmasın, biz en iyisi mi eskisini yapalım, 4-5 asır öncesinin Gent’ini. Öyle aslına sadık kalmak gibi bir yönteme de başvurmamışlar bu “Geçmiş’e Dönüş” sırasında.

Misal, Gravenstein Kalesi… Gent’in en dikkat çekici yapısı. Tarihi 12. yüzyıla kadar uzanıyor. Biraz estetik, biraz da gizem katalım demişler Kale’ye. Etrafı romantik surlarla çevrilmiş. Hakkını yemeyelim, Gravenstein bu haliyle bile oldukça özgün bir yapı. Çünkü, şehrin tam merkezinde, şehirle aynı rakıma sahip bir konumda. Surları olmasa sanki belediye binası. İçindeki müzesiyle, şehrin en çok ziyaret edilen yerlerinden birisi, Gravenstein.

Başka bir misal! Graslei Caddesi, Numara 8. Efendim, zamanın mimarlarının eline 16. Yüzyılda yapılmış bir binanın çizimleri geçmiş. Adı “Bricklayer’s House” yani “Duvarcılar Evi”. Bu ev Graslei caddesi 8 numaraya çok iyi gider demişler ve tıpkısını oraya inşa etmişler. Aradan 70 yıl geçmiş. Sint Niklaas Kilisesi’nin çevresindeki evlerin restorasyonu sırasında bir duvarın arkasında gizli bir bina bulmuş inşaatçılar. Duvarcılar Evi’nin aslı! Şimdi birebir aynı mimarili iki eve evsahipliği yapıyor Gent. “Bricklayer’s House” ve hakiki “Bricklayer’s House”.

Gravenstein’in hakkını yemedik, Graslei’ninkini yemek kesinlikle olmaz. Karşısındaki Korenlei caddesi, önündeki kanal ve kanalın iki ucunu kapatan köprüler Graslei’ye olağanüstü bir görünüm kazandırıyor. Sularla kaplı bir meydan görünümü.

Gravenstein, Graslei… Gent’in 3. özgün G’si grafitileri. Şehrin dört bir yanı grafitilerle kaplı. Çok alakasız bir yerde, çok alakasız bir binanın üzerinde karşınıza ansızın muhteşem bir grafiti çıkabiliyor, Gent’de. Her biri özgür ve özgün bir sanat eseri olan bu grafitilerin, en yoğun olarak bulunduğu yer Werregaren Caddesi, ya da halk arasındaki adıyla Grafiti Caddesi.

Bir hat üzerine sıralanmış 3 kule süslüyor Gent’in ufkunu. Sint Niklaas Kilisesi’nin, Çan Kulesi’nin ve Sint Baafs Katedrali’nin kuleleri. Sint Nikolas kilisesinin hemen yanındaki caddenin adı ilginç. Klein Turkije, yani Küçük Türkiye. Bir Avrupa şehrinde bu kadar merkezi bir caddenin Türkiye adıyla anılması pek alışıla geldik bir durum değil. Asırlar öncesinde Belçika’da bir Türk mahallesinin olması da mümkün değil. İlk işçi trenleri taş çatlasa 60 sene önce yol almıştır, Belçika’nın fabrikalarına. Ama cadde belli ki Gent kurulduğundan beri orada.

Bir bilene sormak lazım elbet. Turizm Bürosu’na giriyorum. Tanıtım broşürü, internet, telefon derken bürodaki görevli sonunda zor da olsa Küçük Türkiye caddesinin ismin nereden geldiği bilgisine ulaşıyor. Şöyle ki; asırlar önce bu cadde Gent’in tek taş caddesi imiş. Bu nedenle “taş üstünde” manasında Ter Keien (Okunuşu: Terkayen) adı verilmiş caddeye. Halk ağzında söylene söylene, Terkayen olmuş Türkaye. Yazı dilinde Turkije, velhasıl bizim Türkiye. Küçüklüğü de boyutundan geliyor, Küçük Türkiye Caddesi’nin.

Gent, her sene Avrupa’nın en canlı ve en büyük festivallerinden birine ev sahipliği yapıyor, “Gentse Feeste”, yani Gent Festivali. Her sene 21 Temmuz’dan önceki Cumartesi günü başlıyor Gent Festivali. 10 gün boyunca Gent sokakları; konserler, tiyatrolar ve diğer sanatsal etkinliklerle 2 milyona yakın ziyaretçi ağırlıyor. Festival süresince “Sulu Meydan” Graslei’de yapılan ışıklandırma gerçekten görülmeye değer.

Brüksel ile Brüj’ın arasında ziyaretçilerini bekliyor Gent; Gravenstein’ı ile, Graslei’si ile, grafitileri ile. “Gentse Feeste” zamanı, tam zamanı!