Bu yazımızı okurken özel müziğni de dinlemenizi tavsiye ederiz; 

Ses Klibi: Bu ses klibini oynatabilmek için Adobe Flash Player (Version 9 veya üzeri) gereklidir. Güncel versionu indirmek için buraya tıkla Ayrıca tarayıcında JavaScript açık olmalıdır.

Abdullah Agâh ÖNCÜL

Abdullah Agâh ÖNCÜL

Balkan savaşı sonrası Sırp işgaliyle Vardar ovasına uzanmış bir ülkecikken, Yugoslavya’nın 1991 yılında dağılmasıyla doğan Makedonya, çok genç bir ülke olmasına rağmen, köklerinde neredeyse 550 yıllık Osmanlı Devleti anıları da biriktirmiş bir topraktır. Ve bu ülkenin başkenti ise Vardar Nehri’nin ayırdığı, bir tarafı yozlaştırılmaya çalışılan nüfusun neredeyse yüzde kırkını oluşturmasına rağmen azınlık muamelesi gören Türk ve Arnavutların, diğer tarafı ise Makedonlar olarak adlandırılan sözde çoğunluğun yaşadığı Üsküp şehridir.

 

Çok da antik bilinci olmayan yeni Makedonya’nın son beş yıldır uyguladığı bu proje için her bir heykelin 200-300 Euro civarında olduğu tahmin edilen ve yazılıp çizildiği kadarıyla bilinen, toplamda 200 milyon Euro harcanarak şehrin her yerine serpiştirilen heykeller büyük ses getirdi. IMF’ye olan borçlarının da unutulmaması gereken bu ülkenin böyle bir yatırım yapması da, halkı tarafından farklı yorumlara da sebep oldu. Üsküp Meydanında ve Vardar Nehri kıyısındaki gezintinizde sizi bir an bile yalnız bırakmayacak bu heykelleri, şehrin caddelerinde, sokaklarında, kafe önlerinde, devlet binaları bahçelerinde, hatta binaların çatılarında, köprü boyunca her adımda, havuz peyzajında, artık detayda, ücrada neresi olursa olsun tıka basa görebilirsiniz. Peki kimin figürleri bu heykeller diye merak edenler zannetmesinler ki beş asır buraya hükmetmiş Osmanlı sultanları, komutanları ve ya bilginlerinin. O heykellerden en popüleri 22 metre yüksekliğinde yapılmış, korku salan Büyük İskender heykelidir. Ne yazık ki, aman Yunanistan kızmasın diye de adını bile ancak “Atlı Savaşçı” diye kısaca yazabildikleri gerçek adını yazamadıkları lakin şehrin en ortasına gururla diktikleri de bir sanat yapıtıdır. Diğerleri ise Makedonya Kralı Büyük İskender’in babası II Filip, Doğu Roma İmparatoru I Justinian, I Bulgar İmparatoru Çar Samuil, Kiril alfabesini bulan Cyril ve Methodius kardeşler, Rahibe Teresa, Nikola Karev, Gotze Delçev, Pitu Guli heykelleridir. Ve ilginçtir ki Osmanlı’ya isyan eden tedhiş sabotajcılarının ve ellerinde bıçakla, kılıçla canlandırılan Bulgar eşkıyalarının heykelleri de bu figürlerin en gözde örnekleridir.

 

Ne anlatılmak istendiği belirlenememiş, amaçsız bir şekilde antik. Osmanlı ve Makedon tarihinin bilinçsizce harmanlandığı güzelim Üsküp’e kuşbakışı bakan Vodna tepesine dikilen muazzam ölçülere sahip kilometrelerce öteden görülebilen ışıklı milenyum haçı da Müslümanların varlığının unutulmuş olmasını hatta minarelere karşı yapıldığı söyler gibidir ki mecliste bitmeyen tartışmalara da sebep olmuştur. Üsküp’te tanıştığınız inanlara sorduğunuzda bu heykellerin gizeminin ne olduğunu; çoğu kişi israftan başka bir şey olmadığını söylüyor ve anlamsız buluyorlar. Böylesi heykel krizinin sadece halk arasında değil basından da takip edildiği ölçüde parlamentoda da sıkıntı yarattığı ve böyle bir bütçenin daha mantıklı harcanması gerektiğini savunan muhalefet açıkça izlenebiliyor.

 

Heykeller ve haçlarla zorla kazandırılmaya çalışılan bir Makedon kimliğine rağmen, halka sorduğunuzda o heykellerin kim olduklarıyla ilgili hiç bir fikirlerinin olmaması, heykellere yapılan yatırımlarla turizm patlaması yaşanacağına inanan bir meclis arasındaki bu kısır döngü anlaşılmaz olmaktan kurtulamıyor. Bunları bir tarafa bırakıp, turistik öngörüyle bütün heykelleri yürürken görmem, fotoğraflamam hatta büyük İskender heykeline karşı tavuklu pizza yemem belki bir saatimi aldı. Fakat Üsküp’te gezilesi görülesi hikâyeleri dinlenesi kale, cami, külliye, medrese ve köprüleri en hızlandırılmış bir şekilde dahi özümsemem iki günümü süsledi. Böylesi tarihin en derin, anlamlı ve gerçek eserlerine sahip olan bu ülke, turizmi patlatacağız diye üç beş heykel uğruna umarım bir gün kendi içerisinde dini savaş, dışarısında da Bulgaristan ve Yunanistan’a karşı antik saygısızlık savaşı patlatmaz.